Bold Medya tarafından hazırlanan “ORKOZ” belgeseli, 15 Temmuz 2016 gecesi ve sonrasında yaşananları tanıklar, uzmanlar ve gazetecilerin analizleriyle mercek altına alıyor. On binlerce sayfalık iddianame ve saatlerce süren görüntülerin incelendiği bu çalışma, resmi anlatının dışındaki kritik bulguları ve belgeleri gün yüzüne çıkarmayı hedefliyor.
Bir Tuzak ve Kurgu İddiası
Belgeselde yer alan uzmanlar, 15 Temmuz’u pek çok asker ve askeri öğrencinin içine çekildiği bir “tuzak” olarak nitelendiriyor. Birçok askerin “tatbikat” veya “terör saldırısı” bahanesiyle sokağa çıkarıldığı, ancak daha sonra “darbeci” ilan edildikleri ifade ediliyor. Ayrıca, olaylardan sadece iki gün önce çıkarılan ve askerin toplumsal olaylara müdahalesini kolaylaştıran yasaların, bu gece için hazırlanan psikolojik zeminin bir parçası olduğu savunuluyor.
Kritik İsimler ve Cevapsız Sorular
Videonun merkezinde, darbe istihbaratını saatler öncesinden almalarına rağmen gerekli önlemleri almadıkları iddia edilen Hulusi Akar ve Hakan Fidan yer alıyor. Belgesel, Akar’ın kışlalardan çıkışı tek bir emirle engelleyebilecekken bunu yapmamasını ve Fidan’ın o geceki şüpheli hareketlerini sorguluyor.
Askeri Öğrencilerin Dramı ve Yargı Süreci
Belgeselin en can alıcı kısımlarından biri, Boğaziçi Köprüsü’nde linç edilen veya müebbet hapse mahkum edilen günahsız askeri öğrencilerin hikayeleri. Melek Çetinkaya ve Fevzi Katran gibi mağdur yakınları, çocuklarının o gece silah bile kullanmadığını ancak yargının haksız kararlarıyla hayatlarının karartıldığını anlatıyor. 15 Temmuz’un ardından yargının bağımsızlığını tamamen yitirdiği ve önceden hazırlanmış listelerle binlerce hakim, savcı ve askerin tasfiye edildiği vurgulanıyor.
Rejim Değişikliği ve Toplumsal Baskı
Video, 15 Temmuz’un Erdoğan tarafından “Allah’ın bir lütfu” olarak görülüp, başkanlık sistemine geçiş ve tüm muhalif seslerin (medya, Kürt siyaseti ve Gülen hareketi) susturulması için bir araç olarak kullanıldığını ileri sürüyor. “Orkoz” ismiyle simgelenen bu güçlü karşı akıntının Türkiye gemisini karaya oturttuğu ve bu karanlık mahzenin kapılarının ancak gerçeklerle aralanabileceği ifade ediliyor.
