Ergenekon örgütünce adı Çiroz olarak kodlandı, Ergenekon tapelerinde geleceğin Genelkurmay Başkanı olarak ifade edildi, daha sonra çürük raporu olarak Türk Silahlı Kuvvetleri’nden ayrıldı ve bugün AKP milletvekili olarak karşımızda. Kimden bahsediyoruz? Tabii ki Mehmet Ali Çelebi’den. Bu yazıda Mehmet Ali Çelebi’nin Ergenekon davasıyla ilgili yüksek sesle gündeme getirdiği “çok büyük kumpaslar kuruldu, Ergenekon dosyası çökmüştür” söylemi ve rant devşirdiği sehven yükleme dosyasının kapağını kaldırıyoruz. Bugün sehven yükleme dosyasının kapağını kaldırıp detayları sizinle paylaşacağım. Mehmet Ali Çelebi hangi suçlamalarla karşı karşıyaydı? Kendisi milliyetçi ve Atatürkçü bir asker olduğu için kendisine kumpas mı kuruldu? 

Öncelikle irtibatta olduğu Neriman Aydın’dan bahsetmek gerekir. Neriman Aydın; bir gazeteciydi, ulusalcı bir internet sitesinde yayınlar yapıyordu. Bir de kardeşi var, Kemal Aydın eski bir maliye müfettişi. Bu iki kişinin yönlendirmesiyle Mehmet Ali Çelebi, Kara Kara Harp Okulu bünyesinde bir hücre yapılanması kuruyor ve bu hücre yapılanmasının bir nevi liderliğini üstleniyor. Aynı zamanda evinde bir Harbiyeliden beklenmeyecek şekilde gizli belgeleri arşivlerken, bazı şiddet vurgulu notlar tutuyor.

Mehmet Ali Çelebi’nin evine yapılan baskında, bakalım neler ele geçirilmiş? Zamanın AKP’li Bakanlar Kurulu üyeleri ile ilgili, milletvekilleri ile ilgili, bazı bürokratlarla ilgili, bu kişilerin yakın olduğu cemaatler, bu cemaatlerin liderleri, bunlarla olan ilişkileri, geçmişte suçlandıkları davalar, onlara şantaj yapılabilecek nitelikte bilgiler ve birçok fişleme bilgisi. Bu, kesinlikle gizli bilgilerin kayıt altına alınması suçunu oluşturan mahiyette bilgiler ve 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin gerekçeli kararına da yansıyor.

Çelebiyi yönlendiren Neriman Aydın’ın Şener Eruygur’la ciddi bir irtibatı var. Bazı mektuplar yazıyor. Bu mektuplar üzerinden Şener Eruygur’u darbeye teşvik eden talepleri var. “Sizden başka umudumuz kalmadı” diyor. Mehmet Ali Çelebi de bu mektupların ya sekreteryasını üstlenmiş ya da bu mektupların kaydını tutmuş. “Neroş” diye böyle bir Word dosyasında Neriman ismine atıf yaparak bunları saklamış. Bu mektupların her birini saklamış. Mehmet Ali Çelebi’nin mektuplardan haberdar olduğunu, onay verdiğini ve bu faaliyetlerin bir parçası olduğunu anlıyoruz 

Peki bu mektuplarda başka neler var? Tayyip Erdoğan’dan hakaretle bahsediliyor. “Molla zihniyetli Tayyip’in bizi getirdiği nokta…” ifadesiyle tanımlanıyor Recep Tayyip Erdoğan. Gerekirse bu gerici adamları durdurmak için kafa kopartmak gerekir ifadeleriyle kafa kopartmaktan bahsediyorlar. 

Başka bir mektubunda Neriman Aydın, “Mülkiye müfettişi olan Candan Eren diye birisi vardır, kendisinin konumu ile ilgili bazı sıkıntılar var, ya bir idari soruşturma altında ya bir yargılaması var. Buna sahip çıkmalıyız paşam” diyor. “Bu bizim asıl devletimiz için çok önemli bir isim” diyor Candan isimli mülkiye müfettişi için.

Şimdi “asıl devletimiz” ifadesi nedir? Anayasada tanımlanan bir tane devlet vardır. Onun dışındaki her devlet, meşhur tabirle paralel devlettir. Bu paralel devlet şiddete de bulaşıyorsa, bu da terör örgütüdür. Şener Eruygur talebi dikkate alıyor, bir albayı görevlendiriyor. Albay Candan Eren isimli mülkiye müfettişi ile görüşüyor, davasını takip ediyor. Bir şekilde onu koruma altına alıyor ve kullanmayı düşünüyorlar. Mektupların doğru olduğunu da bu hamlelerde teyit ediyor. Çünkü mektuplarda geçen konuları gösteren gerçekleşmiş olaylar var.

Yine mektuplarda Şener Eruygur’a, “Paşam umarız daha fazla geç kalmazsınız. Daha fazla geç kalınırsa ok yaydan çıkacak” diyor. Sürekli darbe planlanması, yönetimin ele alınması ile ilgili yazışmalar var. Bu mektupların tamamı bugün AKP’li Recep Tayyip Erdoğan’ın adamına dönüşen Mehmet Ali Çelebi’nin evinden çıkıyor.

Başka ne ele geçmiş Mehmet Ali Çelebi’nin evinde? “Yiğitlik” adlı el yazılı bir doküman. Bu, Mehmet Ali Çelebi’nin el yazısı ile bir not. Bu notta şöyle bir ifade var: “Tayyip: Bu alçaklar bunu yapacak, …” diye yazmış. Sonra Tayyip ismi yuvarlak içine alınmış, Tayyip isminin altından bir ok çıkarılmış, “Devletin onurunu kurtarmak için gerekirse bu ülkede asılacaklar” yazmış. Yani bugünün Mehmet Ali Çelebi’si, Tayyip Erdoğan’ı asma planlarından bahsediyor. Yine başka bir el yazısı notta “Bir tarikat sapığının emperyalist babalara verdiği sözler ve tavizler, Menderes’in yanında solda sıfır kalır.” İfadesi var. Bunu Tayyip Erdoğan için not etmiş. 

Dosyada Çelebinin Hizb-ut Tahrir örgütüne sızmayla ilgili çok önemli tespitler var. Kemal Aydın dinlemeye alınıyor, Neriman Aydın dinlemeye alınıyor. Kemal Aydın burada açık açık “Bizim Çiroz çok önemli işler yapıyor” diyor. Hizb-ut Tahrir örgütünden bir taksiciyle iletişim kurduğunu, taksiciye girdi yaptığını, taksicinin gizli gizli fotoğraflarını çektiğini, çok önemli işler başardığını anlatıyor bir telefon görüşmesinde. Konuştuğu kişi de “Geleceğin Genelkurmay Başkanı bu Çiroz” falan gibi cümleler kuruyor. Bunlar resmi olarak kayıt altına alınıyor.

Yani Hizb-ut Tahrir örgütüne girmişler, orada fişleme yapmışlar ve bunu örgütü yönlendirmek, örgüt hakkında illegal bilgi toplamak için yapmışlar. Zaten Ergenekon Lobi isimli dokümanda toplumun değişik katmanlarının, cemaatlerin dahi kullanılabilmesi için bunların içine sızılması, kontrol edilmesine dair maddeler var. Diyebilirsiniz ki bir yasa dışı örgüt bazı şeylere şahit olmuş olabilir, bunları raporlamış olabilir. O zaman şunu yapması gerekiyordu: Ya polise, kolluk görevlisine şikâyette bulunması gerekiyordu ya savcılığa gitmesi gerekiyordu. Hadi asker kişi veya askeri öğrenci diyelim, komutanlarına bildirmesi, onların Merkez Komutanlığına, onun aracılığıyla da polise bunun bildirilmesi gerekiyordu. Ama hiç alakası olmayan bir ulusalcı gazeteciye ve bir maliye müfettişine sürekli rapor veriyor bunlarla ilgili. Bunu inkâr ediyor, sonra mahkemede kabul ediyor, sonra yine inkâr ediyor. 

Sonra Adli emanette bir olay yaşanıyor. Bu soruşturmanın konusu olan Hizb-ut Tahrir’den yargılanan birisinin rehberi bilgisayar ortamına aktarılmış. Bu rehber sehven Mehmet Ali Çelebi’nin sim kartına yükleniyor. Hemen savcılar gidip tutanak tutturuyor. Yanlışlık yapıldığı tutanakla bizzat suçlanan savcılar tarafından kayıt altına alınıyor. Bu işlemi yapan polis memuru “kumpas kurma falan yok” diyor. Bunu gündeme getiren de dönemin Ergenekon davasına bakan hâkim; “Böyle bir şey var” diyor, bunun araştırılmasını istiyor. Sözde kumpas kuranlar gidip kendileri bunu bildirmiş ve bunun araştırılmasını kendileri istemiş.

Ondan sonra bu sehven yüklenme üzerinden örgüt PH yapmaya başlıyor.  “Dava çökmüştür,” diyorlar. Çelebi “Rehber yüklendi, bana suç uydurulmaya çalışıldı, sahte bir dava oluşturuldu, sahte bir sim kart oluşturuldu” diye bağırıyor. Bir kitap yazıyor Mehmet Ali Çelebi, bu kitaptan nemalanıyor, satışını yapıyor, para kazanıyor. Milletvekilliği yolu açılıyor belki kendisine.

Ama ne oluyor biliyor musunuz? Bu sehven yüklemeyi yapan polis memuru Hanifi Öpaydın yargılanıyor ve beraat ediyor. Sözde kumpas kurmuş cemaatçi bir polis. Eğer öyleyse 15 Temmuz süreci sonrası hemen ihraç edilmesi, tutuklanması lazım. İnternet taramasıyla gerçek ortaya çıkıyor. 2020 yılında bu polis memuru Muş’ta yol kontrolü yapmış. Anadolu Ajansı’nın bir fotoğraf yarışması var, onunla röportaj yapmışlar. Hatta fotoğraf yarışması ile ilgili oy kullanmasını istemişler. Hanifi Öpaydın’ın hâlâ görevde olduğunu biliyoruz. Cemaat soruşturmaları ile hiçbir alakası yok. 

Kaldı ki Mehmet Ali Çelebi’ye verilen cezanın gerekçesinde, yargılama gerekçesinde bu telefondaki rehber hiç konu olmamış, hiçbir zaman delil olarak kabul edilmemiş. Mahkeme hakiminin ortaya koymasıyla ortaya çıkmış ve yargılama dışı tutulmuş. Bir sürü telefon tapesi varken, Hizb-ut Tahrir örgütü ile bağlantıları ortadayken, Mehmet Ali Çelebi SEHVEN ambalajlı bir sürü yalanla bu algısını sürdürmeye devam ediyor