15 Temmuz 2016 gecesi Yalova’daki eğitim kampından “tatbikat” denilerek çıkarılan ve İstanbul’un ortasında kendilerini bir kaosun içinde bulan Hava Harp Okulu öğrencilerinin yaşadıkları, “Mavi Otobüs” belgeseliyle gün yüzüne çıkıyor. O geceyi bizzat yaşayan Harbiyelilerin tanıklıklarıyla hazırlanan çalışma, askeri öğrencilerin nasıl bir “kurgu” içine çekildiğini ve sonrasında yaşanan hukuk mücadelesini gözler önüne seriyor.

Eğitim Kampından Kaosa Yolculuk

Yalova’da rutin askeri eğitimlerini sürdüren öğrenciler, olay günü Hava Kuvvetleri Komutanı Abidin Ünal’ın kampa yaptığı sürpriz ziyaretle sıra dışı bir güne başladı. Komutanın “arkadaşların yorulmaması” yönündeki talimatıyla akşam sporu iptal edildi. Saat 22:30 civarında ani bir içtimayla uyandırılan öğrenciler, ne olduğunu anlamadan “tatbikata gidiyoruz” denilerek otobüslere bindirildi.

Köprüde Dehşet Gecesi ve Linç Girişimi

İstanbul’a vardıklarında Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet köprülerinde halkın ve ateş hattının ortasında kalan öğrenciler, terörist bir saldırıya uğradıklarını düşündüler. Belgeselde konuşan Samet Yazgaç, otobüsün içinde sırtından vurulduğunu, ancak kendisine yardım edilmesi gerekirken karakolda ve sonrasında ağır darp edildiğini anlatıyor. O gece Boğaziçi Köprüsü’nde Harbiyeli Murat Tekin ve Ragıp Enes Katran, kalabalık bir grup tarafından linç edilerek şehit edildi. Arkadaşları, bu gençlerin “halkın içindeki provokatörler tarafından yem edildiğini” belirtiyor.

Hukuk Mücadelesi ve “Sırtımdaki Mermi”

15 Temmuz sonrası süreçte 16 bin 409 askeri öğrenci okullarından atılırken, 355 öğrenciye müebbet hapis cezası verildi. Belgeselde konuşan tanıklar, nezarette 4 gün aç ve susuz bırakıldıklarını, yıllarca cezaevinde yattıklarını ve mahkemelerde kendilerini savunmalarına izin verilmediğini ifade ediyorlar. Halen vücudunda o geceye ait bir kurşun taşıyan Samet Yazgaç, bu mermiyi “yaşanan mağduriyetin bir delili” olarak sakladığını ve gerçek adalet yerini bulana kadar çıkarmayacağını söylüyor.

Vatandan Sürgüne Uzanan Hayatlar

Yargıtay’ın bazı kararları bozmasıyla tahliye olan ancak Türkiye’de yaşama imkanı bulamayan pek çok Harbiyeli, bugün Avrupa’nın farklı ülkelerinde eğitimlerine ve profesyonel hayatlarına devam ediyor. Ancak kalplerinin bir yarısı, hâlâ cezaevinde olan 200’den fazla arkadaşları ve hayatını kaybeden devreleri için adalet arayışında.

“Bin dediler bindik, git dediler gittik” diyen Harbiyeliler, masumiyetlerinin balistik raporlarıyla kanıtlandığını vurgulayarak, tek taleplerinin haksız yere içerde tutulan arkadaşlarının özgürlüğü ve gerçeklerin anlaşılması olduğunu dile getiriyor