“Yakın Tarih Gerçekleri” kanalında yayınlanan “Gezi Parkı ve Erdoğan: Bir Provokasyonun Hikayesi” başlıklı video, 2013 Mayıs ayında Taksim’deki son yeşil alanlardan biri olan Gezi Parkı’nı korumak ve betonlaşmaya dur demek amacıyla başlayan süreci kapsamlı bir şekilde ele alıyor. Demokratik bir hak arayışı olarak filizlenen bu hareket, Erdoğan’ın park yerine Topçu Kışlası görünümlü bir AVM ve cami inşa etme ısrarıyla kısa sürede büyük bir siyasi hesaplaşmaya dönüştü. Başlangıçta masum bir çevre eylemi olan bu süreç, hükümetin geri adım atmayan tavrı ve orantısız güç kullanımıyla birlikte sadece sokakları değil, Türkiye’nin hukuk sistemini de temelden sarsan tarihi bir dönüm noktası haline geldi.

Videoda, 30 Mayıs gecesi zabıtanın parkta uyuyan gençlerin çadırlarını yakmasıyla olayların kontrolden çıktığı ve polisin bizzat Erdoğan’dan aldığı talimatlarla sert müdahalelerde bulunduğu vurgulanıyor. Bu süreçte toplumsal kutuplaşmayı derinleştirmek adına öne sürülen Kabataş saldırısı ve Dolmabahçe Camii’nde içki içildiği iddialarının, emniyet raporları ve cami müezzini tarafından yalanlandığına dikkat çekiliyor. Erdoğan’ın eylemcilere yönelik “çapulcu” ve “sürtük” gibi ağır ifadeleri ile “evlerinde zor tuttuğumuz %50 var” şeklindeki söylemlerinin, barışçıl protestoları kriminalize etme ve toplumsal gerilimi tırmandırma amacı taşıdığı belirtiliyor.

Yaşanan olaylarda hayatını kaybeden Berkin Elvan, Ali İsmail Korkmaz ve Abdullah Cömert gibi gençlerin yanı sıra iki polis memurunun dramına da yer veren çalışma, meselenin hukuki mirasını da mercek altına alıyor. Osman Kavala’nın AİHM kararlarına rağmen devam eden tutukluluğu, Can Atalay ve Tayfun Kahraman gibi isimlere verilen hapis cezaları, Gezi davasının Türkiye’de yargının siyasallaşmasının bir sembolü haline geldiğini gösteriyor. Video, Gezi’nin tüm baskılara rağmen demokratik bir miras bıraktığını ve o günlerde filizlenen özgürlük ruhunun Türkiye’nin adalet arayışında hala taze olduğunu hatırlatıyor.